"Tüm Çerezleri Kabul Et" seçeneğine tıklayarak, sitede gezinmeyi geliştirmek, site kullanımını analiz etmek ve pazarlama çabalarımıza yardımcı olmak için cihazınızda çerezlerin depolanmasını kabul edersiniz. Daha fazla bilgi için Gizlilik Politikamızı inceleyin.

Relate İndir, İyi Hissetme Yolculuğuna Hemen Başla!

Ghostlighting Nedir? / Yeni Nesil İlişki Terimleri

Ghostlighting Nedir? / Yeni Nesil İlişki Terimleri

Ece Karya Özkan
23/1/2024
Ghostlighting Nedir? / Yeni Nesil İlişki Terimleri

İçindekiler:

Sosyal medyanın hayatımızın gittikçe daha büyük bir parçası haline gelmesiyle birlikte son zamanlarda ilişkilere dair yepyeni terimler duymaya başladık. Bunlardan love bombing, benching, gaslighting ya da catfishing gibi terimleri daha önce başka yazılarımızda işlemiştik. Bu hafta ise fırından en taze çıkan yeni nesil ilişki terimlerinden birine odaklanıyoruz: ghostlighting!

Ghostlighting nedir?

Ghostlighting kavramı isminden de anlaşılabileceği gibi ghosting ve gaslighting’ın bir araya geldiği bir ilişki davranışına karşılık geliyor. Bu iki kavram belki sosyal medyada, belki bir filmde ya da belki iş arkadaşlarımızın kahve molasında yaptığı minik bir muhabbette kulağımıza ilişmiş olabilir. Ancak henüz ghosting ve gaslighting ile tanışmamış olanlarımız varsa diye önce bu iki kavramı kısaca ele alalım. Böylelikle, ghostlighting’in ne olduğu açıklamak da daha kolay olur.

Ghosting kavramı, İngilizcede “hayalet” anlamına gelen “ghost” kelimesinden geliyor. Ghosting, hayatımızdan aniden sebepsiz yere çıkan, aramalarımıza ya da mesajlarımıza cevap vermeyen ve niçin artık bizimle görüşmediğine dair bile hiçbir açıklama yapmayan kişilerin davranışını tanımlamak için kullanılıyor. Bir diğer deyişle, ghosting yapan insanlar adeta bir hayalet gibi hayatımızdan yok oluyor. Bu durum ghosting’e uğrayan kişi için oldukça yıpratıcı olabiliyor. “Acaba ben yanlış bir şey mi yaptım?” ya da “Acaba onun için o kadar da değerli değil miydim?” gibi sorular hem kişinin öz güvenine zarar verebiliyor hem de dünyaya duyduğu güven algısını olumsuz etkileyerek gelecekteki ilişkilerini de sabote edebiliyor.

Gaslighting ise kökeni daha eskiye dayanan bir duygusal manipülasyon yöntemi olarak biliniyor. İsmini sonradan beyaz perdeye de uyarlanan Gas Light adlı 1938 yılında yayımlanan bir tiyatro oyunundan alıyor. Daha çok romantik ilişkiler bağlamında konuşuluyor olsa da gaslighting aslında aile ilişkilerinden profesyonel ilişkilere kadar hayatımızın birçok alanında karşımıza çıkıyor ve temelde karşıdaki kişi üzerinde güç ve kontrol sahibi olmak amacı ile yapılıyor. Ghosting’e kıyasla daha sistematik olan bu durum, kişiyi benlik algısını ve içinde bulunduğu dünyayı tamamen sorgulamaya itiyor. Kişi, zamanla kendi akıl sağlığından, kararlarından ve düşüncelerinden bile şüphe duyuyor. Hem kendisiyle hem de dünya ile güvenli bir bağ kuramaz hale gelince de zamanla ona gaslighting uğrayan kişiye bağımlı hale geliyor. Bu sistematik manipülasyon biçimine dair daha derinlemesine bilgi alabilmek için bu konuda daha önce yazdığımız “Gaslighting nedir? Örnekleri nelerdir?” yazımıza bir göz atmanızı da öneririz!

Ghostlighting’de bu iki manipülatif davranış bir araya geliyor ve şöyle bir senaryo ile karşılaşıyoruz: Sabah akşam flörtleştiğimiz ya da belki yediğimizin içtiğimizin ayrı gitmediği bir dostumuz aniden hayatımızdan çıkıyor. Aramalarımıza ve mesajlarımıza dönmüyor. Dolayısıyla bu duruma dair zaten bir açıklama yapmıyor. Sonra gün geliyor, bu kişi bize sanki hiçbir şey olmamış gibi tekrar yazıyor. Belki “Beraber şu filmi izlemeye gidelim mi?” diyor, belki de yeni bir parfüm alması gibi normalde her gün iletişim halindeyken konuşacağımız türde gündelik bir şeyi anlatıyor. Sanki ondan hiç haber alamadığımız, bizi ghost’ladığı o süreç hiç yaşanmamış gibi… Bu noktada doğal olarak “Neden aramalarıma hiç dönmedin? Aniden iletişimi kestiğin için bir sorun var zannediyordum ve buna çok üzülmüştüm. Neler oluyor?” diye soruyoruz ve bilin bakalım nasıl cevaplar alıyoruz: “Benimle konuşmayan asıl sensin, ben senin yüzünden sana yazmadım.”, “Sadece biraz meşguldü, fazla abartıyorsun.”, “Bu kadar düşünecek ya da üzülecek bir şey yok, kafanda kuruyorsun.” Bu cevaplar karşısında sen de affalıyorsan, meşgulse bile “Çok meşgulüm, sana sonra döneceğim.” mesajı atamayacak kadar mı meşgul diye düşünüyorsan, kendinden ve duygularından şüpheye düşüyorsan bu çok doğal. Çünkü ghostlighting’e uğruyorsun. 

İlişkilerimde Ghostlighting yaptığımı nasıl anlarım?

Konu duygusal manipülasyon olduğunda çoğunlukla duygusal manipülasyona uğrayan mağdurun gözünden bu kavrama bakıyoruz. Sanki hep denklemin mağdur kısmında yer alıyormuşuz gibi. Ancak “Madem hepimiz manipülasyona uğrayan taraftayız ve hepimiz manipülasyona uğrayıp uğramadığımızı anlamanın yollarını arıyoruz, o zaman kim bu manipülatif kişiler?” diye kendine soruyorsan kesinlikle haklısın. 

Manipülasyona başvuran kişiler çoğunlukla gündelik hayatta karşılaştığımız, herhangi bir psikopatoloji içerisinde değerlendirmediğimiz, gayet sen ben gibi insanlar oluyor. Korku filmlerindeki korkunç karakterler gibi ellerini ovuşturup birilerini manipüle etmenin kötücül planlarını yapmıyorlar. Yalnızca o şekilde iletişim kurmayı, o şekilde ilişkilenmeyi biliyorlar ve çoğunlukla karşılarındaki kişiyi manipüle ettiklerinin farkında bile olmuyorlar. Dolayısıyla, biz de aslında farkında olmadan çok kez denklemin manipülatif kısmında yer alabiliyoruz. Bunun sebebi elbette ki kötü insanlar olmamız ya da iletişim kurmayı beceremiyor olmamız değil. Manipülatif iletişim biçimleri çocukluğumuzdan beri hayatımızın her alanında var olmuş, öğrenilmiş ve kanıksanmış olabilir.

Peki ilişkilerimde ghostlighting yaptığımı anlamamın bir yolu yok mu? Elbette var! Kendimizi tanıdıkça, duygusal ihtiyaçlarımız karşılanmadığında otomatik olarak sergilediğimiz davranışları fark ettikçe, ikili ilişkilerde anlaşmazlıklar yaşadığımızda bu duruma nasıl yaklaşmanın bize daha kolay geldiğini ve nelerin bizi tetiklediğini gördükçe aslında duygusal manipülasyonun bütün türlerini fark etmek ve böylece bu davranışları daha olumlularıyla değiştirmek de mümkün oluyor. Peki ghostlighting’e karşı ne yapabiliriz? Bunun maalesef tek bir cevabı yok. Ancak kendimize şu soruları sorarak bir yol haritası oluşturabiliriz:

  • Hangi durumlar beni insanlardan uzaklaşmaya itiyor?
  • Duygusal olarak zorlandığım zamanlarda sahip olduğum duygulara nasıl yaklaşıyorum?
  • İnsanlarla bir sorun yaşadığımda bunu ifade edebiliyor muyum yoksa bu konuşmalardan kaçmayı mı tercih ediyorum?
  • Kendimi birine karşı suçlu hissettiğimde ne yapıyorum? Bununla yüzleşebiliyor muyum?
  • Biri ile yakınlaşırken savunmasız hissetmeye başlamak bana nasıl geliyor? Kontrolü kaybetmekten korkuyor muyum yoksa yavaş yavaş birbirimizin yanında savunmasız kalabilmenin doğal olduğunu düşünüyor muyum? Eğer bu bana kontrolü kaybediyormuş gibi hissettiriyorsa bu kontrolü geri kazanabilmek için neler yapıyor olabilirim?

Ghostlighting’e uğramanın belirtileri nelerdir? Nasıl anlaşılır?

Diyelim ki gerçekten üstte bahsettiğimiz gibi bir senaryo ile karşılaştık: Normalde yakın olduğumuz biri adeta bir hayalet gibi hayatımızdan çıktı, sonra hiçbir şey olmamış gibi geri geldi ve kendisinden cevaplar almak istediğimizde de bizi suçladı ya da durumu bizim gördüğümüzden çok daha farklı bir yerden ele aldı. Böyle bir durumda ghostlighting’e uğradığımızı anlayabileceğimiz başka işaretler var mı? Gelin biraz da bunları inceleyelim!

Duygusal uzaklaşma:

Ghostlighting tanımı itibariyle sanki önce ghostlanıyor, sonra gaslightlanıyoruz gibi anlaşılabiliyor. Ancak burada sıralı ilerleyen bir durumdan çok iç içe geçmiş bir durumla karşı karşıyayız. Çünkü suçlandığımız ya da gerçeklik algımızla ilgili şüpheye düşürüldüğümüz gaslight aşamasında da ghostlanmış oluyoruz. Karşımızdaki kişinin aniden hayatımızdan çıkmasının bizi ne kadar üzdüğünü söylediğimizde karşılaştığımız “Abartıyorsun.” yanıtı aslında duygularımızın görmezden gelindiğini, yok sayıldığını ve bir nevi ghostlandığını gösteriyor. Elbette zaman zaman birbirimizin hayatında eskisi kadar yer alamayabiliriz. Hastalanmış ya da hayatımızı alt üst eden bir iş yoğunluğu içerisinde sıkışmış olabilir, bu esnada bununla ilgili minik bir mesaj atacak gücümüz bile kalmamış olabilir. Örneğin, depresyonda olan biri için o birkaç kelimelik mesajı atmak için telefonun klavyesinde parmaklarını gezdirmek bile çok zor bir iş haline gelmiş olabilir. Ancak bu kişiler tekrar hayatımıza girdiğinde davranışlarına dair en ufak bir sorumluluk bile almıyor, bize nasıl hissettirdiklerini göz ardı etmeyi tercih ediyor ve minik bir açıklamadan ya da özür dilemekten dahi kaçınıyorlarsa burada ghostlighting’e uğradığımıza işaret eden bir duygusal uzaklaşma görüyor olabiliriz.

Kurban rolüne bürünme:

Duygusal manipülasyona işaret eden en önemli faktörlerden birisi de karşımızdaki kişinin inatla kurban rolüne bürünüyor olması. Diyelim ki aniden hayatımızdan çıkan ve sonra yine aniden hayatımıza giren bu kişi, onunla yüzleştiğimizde bizi suçluyor, belki defalarca aramış olmamıza rağmen yeterince çabalamadığımızı söylüyor ya da aslında başta biz onu ihmal ettiğimiz için bizi ihmal ettiğini iddia ediyor. Bu noktada kendimizi sorgulayabilir, söylediklerinin gerçekliğini irdelemeye çalışabilir ve eğer açıklama yapma ihtiyacı hissettiğimiz bir şeyler varsa bunlar hakkında konuşabiliriz. Ancak buna rağmen karşımızdaki kişi bizi anlamaya çalışmıyor ve kurban rolüne bürünüp bizi suçlu çıkarmaya çalışıyorsa bu da duygusal manipülasyona maruz kaldığımızı gösterebiliyor.

Hafızanızı yanıltma:

Bu kişi ile yüzleştiğimizde ve kendimizi ona ifade etmeye çalıştığımızda karşı taraf inatla olayların bizim hatırladığımızdan farklı şekilde geliştiğini iddaa ediyorsa hafızamızı yanıltıyor olabilir. Elbette hepimiz dünyayı kendi gözlerimizden görüyor, yaşadığımız deneyimleri kendi duygularımızın filtresinden geçirerek algılıyoruz. Ancak böyle bir yanlış anlaşılmanın yarattığı çatışma içerisinde yapabileceğimiz tek çözüm odaklı şey birbirimizin bakış açısını anlamaya çalışmak oluyor. Eğer karşımızdaki kişi kendi deneyimine sıkı sıkı tutunuyor ve bizi kendi bakış açısına ikna etmeye çalışıyorsa bizi anlamaya çalışmıyor olabilir. Bir de üzerine ikna olmadığımızda “Senin hafızan da çok kötüymüş.” ya da “Sen sanırım kafanda kuruyorsun, gerçeklikten kopmuşsun.” gibi cümlelerle bizi değersizleştirmeye çalışıyorsa ghoslighting’e uğruyor olabiliriz.

İnsanlar neden ghostlighting yapar?

Eğer kendine “Sevdiğimiz, önemsediğimiz, bir zamanlar yakın olduğumuz ve birçok şey paylaştığımız bu kişi neden böyle bir şey yapıyor ki? Bunun ilişkimize zarar vereceğini, beni üzeceğini görmüyor mu?” diye soruyor olabilirsin. Bu sorular çok anlaşılır çünkü bu kişilerin bu davranışlarının arkasında da karmaşık sorular yatıyor olabilir. Yukarıda sana ghostlighting yapıp yapmadığını anlama yolunda yardımcı olması için örnek olarak koyduğum soruları hatırla. Bazılarını cevaplamak biraz daha derine bakmak gerekiyor, değil mi? Karşımızdaki kişi bize karşı bir konuda suçlu hissediyor ve bununla baş etmek için bu suçluluk duygusunu bize yansıtıyor olabilir. Belki bize bir konuda darılmıştır ve bunu nasıl ifade edeceğini bilmediği için bizden uzaklaşmayı tercih ediyordur. Olumsuz duyguları geçince tekrar kaldığı yerden devam etmek istemiştir ancak bunu da ifade etmekten kaçındığı için hiçbir şey olmamış gibi davranıyordur. Belki de o sırada hayatına başka biri girmiştir ve o kişi ile bir şeyler beklediği gibi gitmeyince bize geri dönmeye karar vermiştir. Nereden bilebiliriz ki? Sonuçta karşımızdaki kişi bunları ya ifade etmeyi tercih etmiyor ya da ifade ettiğinde de şüpheli bir bakış açısı sunuyor. O halde karşımızdaki kişinin karışık sinyallerini yorumlamak ve neden böyle davrandığını anlamak için kendimizi yormak yerine ghostlighting’e uğradığımız zaman bize nelerin iyi gelebileceğine odaklanmayı tercih edebiliriz. 

Birisi bana ghostlighting uygularsa ne yapmalıyım?

Eğer yukarıda bahsettiklerimiz tanıdık geliyorsa ve hayatımızda bize ghostlighting uyguladığını düşündüğümüz birileri varsa bu aşamada ne yapabiliriz? Belki tüm bu davranışlarına rağmen onu hala seviyoruz, belki bize söyledikleri kafamızı o kadar karıştırdı ki ne doğru ne yanlış bilemiyoruz (aynı gaslighting’e uğradıktan sonra olmasını beklediğimiz gibi) ve değer verdiğimiz biri tarafından bize böyle yaklaşıldığı için kırılmış hissediyoruz. Peki buradan sonra nasıl ilerlemeliyiz?

Kendi değerine öncelik ver.

Bazen duygularımızı incitse ve ona duyduğumuz güveni zedelese bile değer verdiklerimizi sevmekten vazgeçemeyiz. Sevdiğimiz biri tarafından ghostlighting’e uğramak da biraz böyle bir deneyim. Sonuçta bu kişiye gerçekten değer veriyor olmasaydık bize böyle davrandığında belki de canımızı bu kadar acımazdı. Bu noktada ghostlighting’ine uğradığımız bu kişi ile yüzleşmek, duygularımızı ifade etmek ve davranışlarını kabul etmesi için karşı tarafa bir alan açmak önemli oluyor. Ancak buna rağmen çabalarımıza karşılık vermiyor, duygularımıza onları görmezden gelerek ya da küçümseyerek karşılık veriyor ve sorumluluk almıyorsa bu noktada kendimize verdiğimiz değeri önceliklendirmek önemli oluyor. Her ne kadar değer versek de bizimle açık bir iletişim kurmayı seçmeyen biriyle hiçbir şey olmamış gibi bu iletişimi sürdürdüğümüz zaman bu sefer de kendi duygu ve ihtiyaçlarımıza ghosting uygulamış oluyoruz.

Destek ara.

Gaslighting ve ghostlighting en başta kendimize, deneyimlerimize, gerçeklik algımıza zarar veren; kendimizden şüphe etmemize sebep olan bir duygusal manipülasyon biçimi. Dolayısıyla böyle bir deneyim yaşadıktan sonra olanları kendi başımıza değerlendirmek ve sağlıklı bir karar almak zor olabiliyor. Bu durumda güvendiğimiz insanlardan fikir almak, eğer iki tarafı da tanıyan ve sürece az çok hakim olan birileri varsa onların bakış açılarını da dinlemek iyi bir fikir olabilir. Kendi deneyimimizi en iyi bizim tanıdığımız aşikar olsa da kendi deneyimimizle ilgili fikirlerimiz manipüle edilerek çarpıtılmışsa üçüncü bir göz bize daha sağlıklı bir bakış açısı sunabiliyor. Bu üçüncü göz süreç içerisinde kendimize olan güvenimizi toparlayıp iyileşmemize de destek olabiliyor.

Sınır koy.

Bize ghostlighting uygulayan kişi her zaman iletişimi rahatça koparabileceğimiz biri olmayabilir. Bu kişi ailemizden ya da iş arkadaşlarımızdan biri olabiliyor. Bu durumda kendimize verdiğimiz değere öncelik vermek ve kendi iyilik halimizi korumak için yapabileceğimiz en önemli şey net sınırlar belirlemek oluyor. Bizimle nasıl bir yakınlık kurulacağının ve ne şekilde iletişim kurulacağının sınırlarını çizmek başta zor gelse de bu sınırların mental sağlığımız üzerindeki olumlu etkisi bir hayli büyük. “Ben benimle bu şekilde iletişim kuran bir arkadaş istemiyorum. Lütfen işle ilgili olmadıkça konuşmayalım.” demek özellikle sınırlarımızı belirlemek konusunda henüz acemiysek başta çok stresli gelebiliyor. Yine de sence de böyle biri ile kişisel ilişkimizi sürdürmek daha stresli bir deneyim olmaz mı?

Bu ve benzeri konularda daha fazla bilgi edinmek için şimdi kendine Relate üyeliği hediye et! Hemen edindiğin bilgileri hayatına uygulamaya ve daha iyi hissetmeye başla.
RELATE'İ ÜCRETSİZ İNDİR

Diğer Blog Yazılarımız:

DİĞER YAZILAR