"Tüm Çerezleri Kabul Et" seçeneğine tıklayarak, sitede gezinmeyi geliştirmek, site kullanımını analiz etmek ve pazarlama çabalarımıza yardımcı olmak için cihazınızda çerezlerin depolanmasını kabul edersiniz. Daha fazla bilgi için Gizlilik Politikamızı inceleyin.

Relate İndir, İyi Hissetme Yolculuğuna Hemen Başla!

Lohusa Depresyonu | Doğum Sonrası Depresyon

Lohusa Depresyonu | Doğum Sonrası Depresyon

Psikolog Alara Tanfer
12/6/2023
Lohusa Depresyonu | Doğum Sonrası Depresyon

Lohusa depresyonu doğum sonrasında birçok kadının mücadele ettiği bir mental sağlık problemi. Doğum sonrası süreçte yaşanan zorluklar, annelik hüznü (baby blues) gibi daha hafif bir formda olabildiği gibi depresyon gibi daha uzun süren ve zorlu olan bir sürece de evrilebiliyor. Bununla beraber doğru ve erken tedaviyle birlikte hem anne hem bebek için ağır sonuçları olmadan tedavi edilebiliyor. 

Halk arasında yaygın olarak bilinmese de babaların da doğum sonrası depresyonu yaşaması mümkün ve düşündüğümüzden daha sık görülen bir durum. Bu yazımızda lohusa depresyonunun ne olduğunu, belirtilerini, nedenlerini, babalardaki tablosunu ve tedavi yöntemlerini ele alıyoruz. 

İçindekiler:

Lohusa Depresyonu Nedir?

Bebek sahibi olmak birçok duyguyu içinde barındırıyor: mutluluk, endişe, heyecan, bunalmışlık… Bunların hepsi çok insani, birbirine karışan ve ebeveynliğin parçası olan duygular. Özellikle ilk kez ebeveynlik deneyimi yaşayan kişilerde kaygı ve stres baskın olabiliyor. Olumsuz duygular da olumlu duygular kadar ebeveynlik deneyimine dahil olsalar da belirli bir sınırı geçtikten sonra  ebeveynlere, çocuğa ve aile yapısına zarar verebiliyorlar. 

Doğum sonrasında kaygının, stresin, tükenmişliğin ve yorgunluğun ağır bastığı bu süreci lohusa depresyonu olarak adlandırıyoruz. Lohusa depresyonu ebeveyn üzerinde bıraktığı etkilere, ebeveynin ve yenidoğanın yaşamını etkileme miktarına ve semptomların görülme uzunluğuna göre iki formda meydana gelebiliyor: annelik hüznü (baby blues) ve doğum sonrası depresyon.

Annelik Hüznü

Annelik hüznü, doğum yapan kadınların yaklaşık %50 ila %70’ini etkiliyor. Ağlama nöbetleri, yüksek kaygı ve aşırı yorgunluğun deneyimlendiği bu durum genellikle doğumdan sonraki ilk bir hafta içerisinde (2.-4. gün arasında) başlıyor. Doğumun getirdiği fiziksel ve psikolojik değişimler göz önüne alındığında annelik hüznü klinik olarak tehlike arz eden bir durum olarak tanımlanmıyor. Çoğunlukla tedaviye gerek olmadan, çevrenin de desteğiyle birlikte iki haftalık bir süre içerisinde son buluyor. Eğer semptomlar iki haftayı geride bıraktıktan sonra hala devam ediyorsa annelik hüznünün doğum sonrası depresyona evrilmesinin önüne geçmek için bir uzmandan yardım alınması öneriliyor. 

Doğum Sonrası Depresyon

Halk arasında lohusa depresyonu olarak adlandırdığımız durum daha çok doğum sonrası depresyon tablosuna benziyor. Annelik hüznü doğumu takip eden bir hafta içerisinde meydana gelirken doğum sonrası depresyon doğumdan sonraki bir yıl içerisinde ortaya çıkabiliyor ve annelik hüznüne kıyasla çok daha ağır bir klinik tabloda ilerliyor. 

Halk arasında veya dizi-filmlerde doğum çoğunlukla çok heyecan verici, harika, mutlulukla dolu bir tecrübe olarak temsil edildiğinden dolayı lohusa depresyonu yaşayan kadınlar hislerini paylaşmaktan çekiniyor, hatta kendilerini “iyi bir anne” olmamakla suçlayabiliyorlar. Bu durum da gerekli yardımların alınmasını engelleyerek durumun daha da kötüleşmesine neden oluyor. Doğum mucizevi bir tecrübe olabilir fakat bu mucize içinde her türden duyguyu bulunduruyor. Bu nedenle eğer doğum sonrası olumsuz duygular içerisindeysen bunun senin kötü veya yetersiz bir anne olmanla ilgili olmadığını hatırlayarak çevrenden veya bir uzmandan yardım istemekten çekinme. Böylece olumsuz duygularının doğum sonrası sürecin güzelliklerinin önüne geçmesine engel olabilirsin.

Lohusa depresyonu hakkında belki de en çok merak edilen konulardan biri bu durumun bebeğin üstünde etkisi olup olmadığı. Bu konuda yapılan araştırmalar lohusa depresyonunun bebek üzerindeki bazı önemli etkilerini bize gösteriyorlar: 

  • Bebekle karşılıklı bağ kurmanın zorlaşması
  • Bebeğin sosyal becerilerinde bozulmalar 
  • Bebeğin bakımında aksaklıklar
  • Bebeğin uyku sorunları yaşaması
  • Doğum Sonrası Depresyonu Neden Olur?
  • Babaların Lohusa Depresyonu Yaşaması
  • Doğum Sonrası Depresyon Yaşayan Babalar Neler Yapmalı?

Doğum Sonrası Depresyonun Belirtileri

Lohusa depresyonu belirtilerini tanımak kendimizi böyle hisler içerisinde kaybolmuş hissedersek veya bir yakınımızın lohusa depresyonuyla mücadele ettiğini düşünürsek durum kötüleşmeden sağlıklı adımlar atabilmemiz için çok önemli. Üstelik belirtileri tanımak, böyle bir durumda kaldığımızda sorunun bizim kişiliğimizle veya ebeveynlik becerilerimizle ilgili olmadığını, diğer sağlık sorunları gibi bir mental sağlık sorunu olduğunu anlamamızı sağlayarak bize yardımcı olabilir. 

Belirtileri detaylıca incelemeden önce annelik hüznü ile doğum sonrası depresyon semptomlarının neredeyse aynı olduklarını, ikisini birbirinden ayıran faktörlerin süresi ve yoğunluğu olduğunu hatırlatmamız faydalı olabilir. Annelik hüznü doğumun hemen ertesinde meydana geliyor, yaklaşık 10 gün sürüyor ve belirtilerin yoğunluğu daha az oluyor. Bunun yanı sıra, doğum sonrası depresyon doğumu takip eden bir yıl içerisinde herhangi bir zamanda meydana gelebiliyor, uzun sürüyor ve belirtiler daha şiddetli görülüyor. 

Aşağıdaki durumları deneyimliyorsan annelik hüznü yaşıyor olabilirsin:

  • Sık görülen ağlama krizleri
  • Bunalmışlık hissi
  • İştah kaybı
  • Uyku sorunları
  • Ani ruh hali değişimleri

Eğer şimdi inceleyeceğimiz belirtileri uzun süreli ve yoğun olarak yaşıyorsan doğum sonrası depresyonla mücadele ediyor olabilirsin:

  • Aşırı endişe ve gerginlik hissi
  • Üzgün, mutsuz, değersiz ve yetersiz hissetme
  • Suçluluk duyma
  • Eskiden sana keyif veren şeylerin artık vermemesi veya onlara karşı ilgi kaybı
  • İştah kaybı veya beslenme düzeninde bozulmalar
  • Sürekli hissedilen enerji düşüklüğü
  • Uykuya geçmekte zorlanmak veya tam tersi sürekli uyuma isteği
  • Nedensiz yere başlayıp şiddetli görülen ağlama krizleri
  • Dikkat sorunları
  • İntihar düşünceleri
  • Bebeğe karşı ilgisizlik
  • Bebeğe zarar verme korkusu
  • Bebeği istemiyormuş gibi hissetme

Eğer bu belirtilere sahip olduğunu düşünüyorsan endişelenme, birçok ebeveyn doğum sonrası süreçte lohusa depresyonuyla mücadele ediyor. Yalnız değilsin ve doğru desteği aldığında bu durumun üstesinden gelebilirsin.

Doğum Sonrası Depresyonu Neden Olur?

Doğumun getirdiği fiziksel, psikolojik ve sosyal değişiklikler nedeniyle lohusa depresyonunu annelik hüznü veya doğum sonrası depresyon şeklinde tecrübe eden her ebeveyn oldukça doğal bir şekilde “Neden ben?”, “Bende bir gariplik mi var?” gibi sorular sorabiliyor. Yapılan araştırmalar lohusa depresyonunun kesin ve tek bir sebebini değil birçok farklı etmenin birleşimini işaret ediyor. Bunları aşağıdaki şekilde inceleyebiliriz:

Hormonal nedenler: Doğum sonrasında kadınların östrojen ve progesteron seviyelerinde ani bir düşüş yaşadıkları belirtiliyor. Bunun yanında tiroid bezi tarafından üretilen bazı hormonlarda da önemli ölçüde düşüş yaşanmasıyla yorgunluk, halsizlik, isteksizlik veya depresif ruh hali hissedilebiliyor. 

Uyku sorunları: Doğum sonrasında bebekle birlikte yeni düzene alışma, bebeğin uyku ritminin henüz oturmamış olması ve bebeğin ilgi gerektirmesi nedeniyle uyku düzeninde bozulmalar meydana gelebiliyor. Uykusuzluk yaşamımızın birçok farklı döneminde tecrübe ettiğimiz gibi duygu dengemizin bozulmasına neden olabiliyor. 

Yüksek kaygı: Doğum sonrası sürece ne kadar hazırlanırsak hazırlanalım ebeveynliği tecrübe etmeye başladığımızda tüm bildiklerimizi unutmuş, yetersiz ve suçlu hissedebiliyoruz. Bebeğe uygun şekilde bakamama, yanlış bir şey yapma veya ihtiyaçlarını atlama kaygısı yaşayabiliyoruz. Araştırmalar, deneyimlenen bu yoğun kaygı halinin bizi lohusa depresyonuna karşı daha savunmasız kıldığını gösteriyor. 

Öz benlik imajı: Doğumun getirdiği bedensel değişikliklerle kendimizi daha az çekici bulabiliyor, doğum öncesi ve sonrasındaki kimliklerimizi sorgulayabiliyor veya yaşamımızdaki yeni sorumluluklarla birlikte kontrolü kaybettiğimizi hissedebiliyoruz. Benliğimize dair duyduğumuz bu olumsuz hisler lohusa depresyonunun gelişmesine katkıda bulunabiliyor. 

Bununla birlikte bazı kişilerin çeşitli risk faktörleri nedeniyle lohusalık depresyonu yaşamaya daha eğilimli oldukları görülüyor. Bu faktörleri aşağıdaki gibi inceleyebiliriz:

  • Kişisel veya ailevi depresyon geçmişinin olması
  • Evlilikte veya ilişkide yaşanan çatışmalar
  • Çevre desteğinin az olması
  • Beklenmeyen/istenmeyen gebelik
  • Sağlık sorunlarının varlığı
  • Erken doğum
  • Zorlu doğum tecrübesi
  • Bekar ebeveynlik
  • Çok genç yaşta ebeveynlik
  • Bebeğin sağlık sorunlarının olması 

Lohusa Depresyonu Yaşayan Anneler Ne Yapmalı?

İlerleyen bölümlerde lohusa depresyonunun tedavisini incelemeden önce annelerin bunalmış, yorgun ve yetersiz hissettiklerinde atabilecekleri kolay ama etkili adımları incelememiz faydalı olabilir. 

İşte lohusa depresyonuyla mücadele ederken kendimize yardımcı olmak için atabileceğimiz adımlar:

  • Konuşacak ve hislerimizi paylaşacak birini bulup içinde olduğumuz durumu paylaşmak
  • Ev işlerinde ve bebek bakımında bize yardımcı olacak birinin desteğini açıkça istemek
  • Yeni ebeveynlerin tecrübelerini paylaştıkları destek gruplarına katılmak
  • Sağlıklı beslenmeye ve öz bakıma alan açmak
  • Dinlenecek zamanlar yaratmak
  • Sosyal ilişkilerimizin kesintiye uğramamasına özen göstermek (Doğum sonrası süreçte dışarıya çıkmak zor olabilse de telefonla sesli veya görüntülü konuşmalar yaparak yalnız olmadığımızı hissedebiliriz.)
  • Zihnimizi dinlendirecek aktivitelere zaman ayırmak

Babaların Lohusa Depresyonu Yaşaması

Lohusa depresyonu dediğimizde genellikle bu durumu annelerin tecrübe ettiğini düşünebiliyoruz. Bununla birlikte ebeveyn kimliğiyle tanışan ve bu kimliğin getirdiği değişiklikleri deneyimleyen babaların da tıpkı anneler gibi doğum sonrası depresyonla mücadele edebildikleri görülüyor. Lohusa depresyonunun yalnızca annelerle ilişkilendirilmesi doğum sonrası depresyonla mücadele eden babaların destek almakta zorlanmasına neden olabiliyor. Babaların da doğum sonrası depresyonla mücadele edebildiklerini öğrenmemiz ve kabul etmemiz yalnızca onların mental sağlıkları için değil, bebeğin ve annenin iyilik hali için de büyük önem taşıyor.

Doğum sonrasında, tıpkı kadınlarda olduğu gibi erkekler de fiziksel, psikolojik ve sosyal değişimleri tecrübe ediyorlar. Örneğin; araştırmalara göre kortizol, testosteron, östrojen ve prolaktin hormonlarında değişimler görülüyor. Depresyon veya anksiyete geçmişinin varlığı, madde kullanımı, başka mental sağlık sorunların varlığı, düşük sosyal destek, finansal stres, anne ile ilişkinin kalitesi, annenin lohusa depresyonu yaşaması, babanın yaşının genç olması ve bebekten ayrı yaşaması gibi faktörler erkeklerde doğum sonrası riskini artırıyor. 

Belirtiler tıpkı annelerdeki gibi seyrediyor:

  • İştahta değişim
  • Uyku sorunları
  • Enerji düşüklüğü
  • Gerginlik
  • İlgi kaybı/motivasyonsuzluk
  • Ani duygu değişimleri
  • Yetersizlik hissi
  • Bebeğe zarar verme korkusu 
  • İntihar düşünceleri

Eğer kendinde veya eşinde doğum sonrası depresyonu olduğunu düşünüyorsan bunun utanılacak bir şey olmadığını, cinsiyetlerle ve toplumun bize aşıladığı cinsiyet kimlikleriyle ilgili olmadığını hatırlayarak yardım almaktan çekinme!

Doğum Sonrası Depresyon Yaşayan Babalar Neler Yapmalı?

Aşağıda mercek altına alacağımız uzmanlarla sürdürülen tedavilerin yanı sıra babaların kendi kendine atabilecekleri bazı adımlar da bulunuyor. Eğer böyle bir durumu yaşamaya eğilimli olduğunu düşünüyorsan kendini korumak için aşağıdaki adımları atabilirsin:

  • Güvendiğin biriyle babalığa dair endişelerini paylaşmak 
  • Düzenli egzersiz
  • Düzenli uyku
  • Sosyal desteğe alan açmak

Doğum sonrasında babaların ilk önceliğinin annenin ve bebeğin iyilik hali olması çok anlaşılır fakat onlara daha iyi gelebilmek adına babaların da fiziksel ve psikolojik sağlıklarına önem vermeleri gerekiyor. 

Lohusa Depresyonundaki Eşinize Nasıl Destek Olabilirsiniz?

Lohusa depresyonu yaşanan ailelerde birbirinin yardımına koşabilecek ilk kişiler genellikle eşler oluyor ve eşten gelen destek durumun ciddileşmemesi adına büyük önem taşıyor. Öncelikle böyle bir riskin her ailede olabileceğini göz önünde bulundurarak eşlerimizin duygu ve davranışlarını gözlemlememiz gerekiyor. Eğer eşimizin doğum sonrasında zor bir dönemden geçtiğini fark ediyorsak en önemlisi bunu küçümsememek oluyor. Çünkü içinde bulundukları durumun dışarıdan duyulmadığını, önemsenmediğini veya küçümsendiğini görmek annelerin durumunu daha da kötüleştirebiliyor. Hayatın her alanında olduğu gibi açık iletişim kurmak büyük önem taşıyor. Bu dönemde neye ihtiyacı olduğunu en iyi bilen kişi lohusa depresyonunu deneyimleyen partnerimiz oluyor. Bu nedenle ona sık sık nasıl hissettiğini, neye ihtiyacı olduğunu, nasıl destek olabileceğimizi sormak eşimize destek olabilmenin başında geliyor. Bununla birlikte ev işlerine yardım etmek, sosyal ilişkilerini korumak için ona alan açmak ve bunu yapabilmeleri için bebeğin bakımında sorumluluk almak, endişelerini dinlemek ve sevgi göstermek yeni doğum yapmış annelere çok iyi geliyor. Eğer durumun kötüye gittiğini düşünüyorsak eşimizi bir uzmanla görüşmesi için teşvik etmek, ona destek olmanın önemli bir parçasını oluşturuyor.

Doğum Sonrası Depresyon Nasıl Geçer?

Lohusa depresyonu, normalleştirmememiz ve kendiliğinden geçeceğini düşünmememiz gereken bir mental sağlık sorunu. Doğru ve gerekli desteğin alınmadığı durumlarda hem lohusa depresyonunu deneyimleyen ebeveyn, hem bebek, hem partner hem de aile yapısı zarar görebiliyor.

Tecrübe ederken oldukça zorlayıcı ve içinden çıkılmaz bir durum gibi hissettirse de bir uzman yardımıyla lohusa depresyonunu geride bırakabilmek düşündüğümüzden daha kolay olabiliyor. Bu nedenle yaşadığımız durumda utanılacak bir şey olmadığının bilincinde olarak bir uzmanla görüşmemiz büyük önem taşıyor. Günümüzde lohusa depresyonunun tedavisi için olumlu etkileri kanıtlanmış birçok terapi yöntemi bulunuyor. İşte bunlardan en çok tercih edilen iki terapi metodu:

Bilişsel Davranışçı Terapi

BDT; düşünce kalıplarımız üzerinde çalışmamız, bize faydası olmayan düşünceleri daha sağlıklı düşüncelerle değiştirmemiz ve zor duygular ve durumlarla başa çıkmamız için stratejiler edinmemizi hedefleyen bilimsel açıdan etkililiği kanıtlanmış bir terapi metodu. Lohusa depresyonu için sıklıkla tercih edilen bu terapi yönteminde ebeveynliğe dair düşünce ve duygularımız üzerinde çalışma imkanı ve bebeğe zarar verme endişesi gibi rahatsız edici düşüncelerle sağlıklı bir şekilde baş edebilme şansı buluyoruz. 

Psikodinamik Terapi

Psikodinamik yaklaşımda terapi sürecinin konusu genellikle geçmiş tecrübelerimiz ve bastırılmış duygu ve düşüncelerimiz oluyor. Bunların farkına vararak çözülmemiş sorunların terapi yoluyla çözülmesi hedefleniyor. Bu bağlamda kendi ebeveynlerimizle ilişkimizi, çocukluktan itibaren ebeveynliğe dair oluşturduğumuz algıyı, eski ve yeni kimliğimiz arasındaki çatışmaları ele alarak lohusa depresyonuyla mücadele etme şansını buluyoruz.

Bu ve benzeri konularda daha fazla bilgi edinmek için şimdi kendine Relate üyeliği hediye et! Hemen edindiğin bilgileri hayatına uygulamaya ve daha iyi hissetmeye başla.
RELATE'İ ÜCRETSİZ İNDİR

Diğer Blog Yazılarımız:

DİĞER YAZILAR